TÜRKTOB

English

Sosyal Medyada
Birliğimiz

Uluslararası Bitki Islahçı ve Diğer Fikri Mülkiyet Hakları Çalıştayı Sonuç Raporu Yayımlandı

Uluslararası Bitki Islahçı ve Diğer Fikri Mülkiyet Hakları Çalıştayı Sonuç Raporu Yayımlandı

Bitki Islahçıları Alt Birliği tarafından 9-10 Mart 2013 tarihlerinde Antalya’da  düzenlenen  ''Uluslararası Bitki Islahçı ve Diğer Fikri Mülkiyet Hakları Çalıştayı Sonuç Raporu'' ilgili tarafların birlikte yaptığı çalışma ile hazırlanmıştır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Sonuç Raporu metni aşağıdadır;

ULUSLARARASI BİTKİ ISLAHÇI VE DİĞER FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI ÇALIŞTAYI SONUÇ RAPORU


 Bitki Islahçıları Alt Birliği tarafından 9-10 Mart 2013 tarihlerinde Antalya’da düzenlenen ve sektörle alakalı Birlik ve Alt Birlik üyeleri yanında, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı araştırma kuruluşlarından yönetici ve  çalışanlar  ile  akademik çevrelerden bilim adamlarının katıldığı, üçü yurt içinden üçü de yurt dışından olmak üzere konu ile ilgili altı uzmanın sunum yaptığı Uluslararası “Bitki Islahçı ve Diğer Fikri Mülkiyet Hakları Çalıştayı” tamamlandı.

Yaklaşık 130 kişinin katıldığı Çalıştayda;

    • Çeşit ve hat devri ve karşılaşılan sorunlar,

 

    • Bitki ve genlerin patentlenmesi,

 

    • Genetik kaynaklara erişim ve kullanımı,



olmak üzere üç ana başlıkta çalışma komiteleri  oluşturulmuş olup bu komitelerin yaptıkları çalışma sonucu  hazırladıkları raporların tartışılıp değerlendirilmesiyle hazırlanan sonuç raporu aşağıda özetlenmiştir.

1. Çeşit ve hat devri ve karşılaşılan sorunlar;

      Çeşit ve hatların devir ve satışı Türkiye için 10-15 yıllık geçmişi olan yeni bir konu olup bununla ilgili çerçeve bir yönerge veya yasal düzenleme mevcut değildir. Çeşit ve hatların devir ve satışı ile ilgili olarak; inhisari olan ve inhisari olmayan çeşit-hat devir satışı ile açılan materyalin (yarıyol materyali) ve hibrit çeşitlerin devir satışı olmak üzere 3 farklı uygulama ve karşılaşılan sorunlar dile getirilmiş ve aşağıdaki öneriler ortaya konmuştur;

a. İnhisari olan çeşit-hat devir satış: Koruma altındaki bir çeşidin satıcı ve alıcı arasındaki anlaşma çerçevesinde bir firmaya devri söz konusudur. Yürürlükte olan mevzuat ve sertifikasyon kuralları gereği çeşit tescil sonrası bir yıl içinde korunmaya alınması gerekir.Tek firmaya verildiğinde firma iflas ettiğinde çeşidin üretiminin durması, kaybı riski bir dezavantajdır. Buğday gibi yüksek üretimi istenen türlerde firmalar bu miktarı karşılamada zorlanabilmektedir. Sözleşme süreleri belirlenirken türler dikkate alınmalıdır. Açılan yani F4 kademesine kadar olan materyallerin belli bir ücret karşılığı anlaşma çerçevesinde devredilmesi de inhisari olarak değerlendirilebilirBu konuyla ilgili altyapıyı oluşturacak düzenlemeler acilen yapılmalı, özel sektör ve kamu arasında özel anlaşmalarla çalışma ve materyal güvence altına alınmalıdır.

b. İnhisari olmayan çeşit-hat devir satış: Koruma altındaki bir çeşidin satıcı ve alıcı arasındaki anlaşma çerçevesinde birden fazla firmaya devri söz konusudur. Tescil süreci öncesi bir sistemle hatlar güvence altına alınmalıdır. Bu tür satışlarda oluşan ciddi rekabetler sonucu firmaların fiyatı kırma çözüm yoluna gitmesiyle oluşan dezavantajların düzeltilmesi ile ilgili düzenlemeler yapılmalıdır. Devir sonrası çeşit tanıtımını layıkıyla yapan firmaya belli bir katkı payının oluşturulması için düzenleme yapılmalıdır. Birden fazla firmaya satış söz konusu olduğunda sözleşmelere “Islahçı hakları koşulları sağlandıktan sonra” ibaresinin konulması sıkıntılara çözüm sağlayabilir.

c. Hibrit çeşitlerin satışı ile ilgili olarak; Bitki Islahçı hakları kapsamında korumaya alınan  çeşitleri geliştiren paydaşların adil pay almasını sağlayan sistem oluşturulmalıdır. BİSAB, bu anlamda Kamu ve özel sektör arasında aracı kuruluş olabilir. Bunun yanında kamu ve özel sektör ortak işbirliği ile geliştirilen hibrit çeşitlerde halihazırdaki mevcut düzenlemeler revize edilmeli ve bu işbirliği çerçevesinde ortak görüşlerle yönergeler oluşturulmalıdır.

d. Meyvecilik sektörü için de yukarıda bahsi geçen konularda gerekli altyapı ve mevzuatlar hazırlanmalıdır.

 

2. Bitki ve genlerin patentlenmesi;

     Ülkemizde, patentler 551 sayılı patent haklarının korunmasına ilişkin KHK çerçevesinde; yeni bitki çeşitleri ise UPOV’un 1991 yılı Antlaşması ve AB’nin ilgili düzenlemeleri esas alınarak hazırlanmış olan 5042 sayılı kanun çerçevesinde korunmaktadır. Ayrıca ülkemiz 2000 yılında Avrupa Patent Sözleşmesine üye olmuş olup bu Sözleşmeye göre Avrupa Patent Ofisi tarafından verilen patentler ülkemizde de koruma altına alınmaktadır.

Dünyada hâlihazırda bitkilerin ve genlerin hukuki anlamda korunmasına ilişkin iki genel yaklaşım vardır. Amerika Birleşik Devletleri, bitki çeşitlerine ilişkin olarak ıslahçı haklarının yanı sıra, patent koruması da tanımaktadır. Avrupa Birliği ülkeleri ve ülkemizde ise bitki çeşitleri, patent koruması dışında bırakılmış ve ıslahçı hakları çerçevesinde korunmaktadır. Bu çerçevede AB ile Türkiye’de, klasik ıslah yöntemleri patent koruması dışında bırakılmıştır. 5042 Sayılı Kanunda, ıslahçı istisnası ile ilgili yapılan düzenleme, Türk tohum sektöründe AR-GE çalışmalarının gelişmesi için bir ön şart ve zorunluluktur. Bitki ve Genlerin Patentlenmesi ile ilgili olarak ortaya konan görüşler aşağıda özetlenmiştir;

a. Hem Türkiye’de, hem de dünyada bitki ve genlerdeki fikri mülkiyet hakları konusunda, sektörümüzdeki bilgi eksikliklerin giderilmesi için BİSAB nezdinde bir Fikri Mülkiyet Hakları Masası’nın oluşturulması konusunda bir mutabakat sağlanmıştır. İlgili masanın misyonu, uluslararası ve ulusal mevzuat ve uygulamaların takip edilmesi, araştırılması ve bu konudaki bilgilerin üyelere aktarılması olmalıdır.

b. Patent veri tabanı araştırmasının yapılması sağlanmalıdır.

c. Sektörün sadece hukuki değil, teknik bilgi donanımının da oluşturulması ve geliştirilmesi için çalışmalıdır. Bu bağlamda, disiplinler arası faaliyetlerin düzenlenmesi yararlı olacaktır

d. Transgenik teknolojinin ve tüm dünyada patentleşmekte olan transgenik genlerin Türkiye’ye gelmesi durumunda, geliştirilebilecek stratejiler belirlenmelidir.

e. Ele alınan konular ile ilgili olarak uluslararası işbirlikleri kurulmalıdır. Bu konuda yapılacak toplantılara, üye şirketler mümkün olduğunca aynı kişileri göndermelidir.  Üyeler arasında tecrübe ve bilgi paylaşımı için bir bilgi ağı kurulmalıdır.

 
3. Genetik Kaynaklara Erişim ve Kullanımı;

     Çalışılan üç temel konu itibariyle en eski geçmişe sahiptir. Gen kaynaklarının muhafazası ve kullanımı ağırlıklı olarak kamu kuruluşlarınca düzenlenip yürütülmekte ise de bunların özel sektör kuruluşlarınca da kullanımı ve erişimi konusunda oturmuş yasal bir mevzuat ve etkin bir işleyiş söz konusu değildir. Genetik Kaynaklara Erişim ve Kullanımı ile ilgili olarak ortaya konan görüş ve öneriler aşağıda özetlenmiştir;

 a. Kamu kurumları ya da ıslahçılar tarafından karakterize edilmiş ve gen bankalarında muhafaza edilen materyaller ile ilgili bilgilerin ortak bir veri tabanında   toplanarak ulusal bir genetik materyal veri ağı kurulmalı ve ilgili taraflara erişiminin sağlanmalıdır.

b. Gen bankalarından materyal temin edilirken taraflar arasında yapılacak bir anlaşma ile materyalin karakterize edileceği lokasyonlar ile ilgili bilgilerin geri dönüşümü ve internet ortamında erişimleri sağlanmalı ve bu yolla resmi yazışmalardaki uzamalar önlenmelidir.

 c. Türkiye’ye genetik/canlı materyal girişlerinin uzmanlaşmış kuruluşlar vasıtasıyla izlenebilir, hızlı, etkin ve sistemli olarak yapılması sağlanmalıdır.

 d. Endemik çeşitler, köy çeşitleri, yerli popülasyonlar vb. genetik materyalin yerinde muhafazasını teşvik etmek amacıyla bu materyallerin üretimi için sistemler geliştirilmeli ve özendirilmelidir.

48
49